29 Temmuz 2010 Perşembe

..bridge to terabithia..

Sevgili okuyucu..
Gel buraya..
Sessiz ol seni duyacaklar..
Sana bir masal anlatıcam kimse duymasın..öyle bir masal ki ben anlattıkça sen yaşayacaksın..
...işte bridge to terabithia...

Öyle bir masal ki bu sonunu sen tamamlayacaksın,olmuyor mu,kapa gözlerini aç zihnini..
Hem sen çocuk hüznünü bilirmisin sevgili okuyucu,hayır bilirsin de hatırlıyormusun acaba..
Nasıl başlar nasıl biterdi sonunda dizimizi yardığımız oyunlar..walt Disney şimdi hatırlatacak bunu sana hazırmısın??

Yüzündeki tebessümün değişeceği bir filmden bahsediyoruz burada,
hazır değilsen geçme yanından..

..karar verme..(intr.2010)..

Her şey deryanın başının altından çıktı..

Üniversite hayallerinden biri olan Avrupa gezisi,yurtdışı kafamın içinde deli gibi dönüp durduğu zamanlar geçmişti,beynimin bir köşesinde beni fazla dürtmeden duruyordu..aklımda durduğu yerde yiten planlardan biri daha olmak üzere iken hukuk fakultesinin 3. Yılının son aylarında (ki bu vakitler hukuk fakültesinin en zor zamanlarıdır.)arada sırada ortaya çıkan fakat genellikle kayıp düşünceyi,o ortaya çıkardı..

“Ben interrail yapıcam,siz de gelin…”

Kafamın içinde inanılmaz alan kapladı bu cümle o vakit,sınav dönemi olmasa cevabımı 24 saat sonra değil hemen teklifin ardından verirdim..:tamam hadi gidelim..

Tabiî ki interrail dediğimiz olay maddi olarak bağımlı olan biz sefil öğrenciler için tamam hadi gidelim hangi kapıdan?? Diye başlayamıyor sevgili okuyucu,özellikle benim ve Övgü nün ailesi klasik Türk aile yapısından nasibini biraz da olsa almış ebeveynler..fakat bu başka satırların konusu..

"Kim kim gidiyoruz??"

Derya nın bu soruya yanıtı içinde bulunduğumuz durum itibariyle netti..barış geliyor,yanı sanırım gelecek,işinden izin alabilirse gelecek,siz işallah gelirsiniz,barışla siz gelirseniz 4 kişi çıkarız siz gelemezseniz barışla ben iki kişi çıkarım,övgü gelemez ise emre sen gel,3 kişi çıkalım..kimse gelmezse ben tek başıma çıkıcam..deryanın ablası öyle böyle değil hani elit,elitten de öte hatta,Brüksel-türkiye Avrupa birliği çalışmaları filan falan,demiş daha baharın ilk aylarında dil eğitimi için amerikaya gideceksinnn,seni orada krallar gibi yaşatıcammm nıhahahahahaha…derya hanım atlamış tabi bu welcome to miami olayına,biz de öyle biliyoruz,bu kız yazın Amerika da,ama derya bu belli ki yatmamış kafasına, deryanın kafası çeyrek şebnem ferah,çeyrek bob marley,çeyrek Cevdet yavuz,yarım ise kendisi,biliyorum 1çeyrek etti ama öyle işte..

Biz dediğime bakma sevgili okuyucu,Övgü gelmese de gidecektim ben,hatta ilk etapta gelemiyordu da, sonrasında izin kopardı ailesinden..Övgü benim 3 senedir kız arkadaşım.o da derya ve benim gibi hukuk öğrencisi..Evet düşündüm,bu tatile yalnız çıkmak mı daha iyi olur kız arkadaşımla mı,yarım kalacak gibiydi her şey o gelmese,geldi iyi etti..ben interrail e sevdiğim ile çıkıyorum,bunun nasıl bir şey olacağını görücez,bence harika olacak..

Karar aşamasının kilit noktası şüphesiz aileme isteğimi söylediğim zamandı..

1 ay finaller ve 1 ay bütünlemeler olmak üzere 2 ay boyunca deliler gibi ders çalışmış çocuklarına acımış olan ailem,kıyamadılar telefonda bana,tamam dediler..tamam cevabı hemen beklemediğim bir cevaptı,bu yazın sonunda ablamın düğünü var masraf büyük oyuna vakit yoktu..

İnterrail muhabbeti oyun olabilir.ama interrail yapmak oyun değil bence..hatta sadece turistik bir gezi de değil..anlattım bunu aileme,anladılar (ki anlayışlı insanlardır)..ellerinden gelen tüm desteği gösterecekler..mutluyum kararımı verdim,desteğimi aldım..gidiyorum..

28 Temmuz 2010 Çarşamba

...euro trip...

interrail arifesinde yoğun bir halde araştırma aşamasındayım sevgili okur..şehirlerden trenlere trenlerden şehirlere,hosteldir,yemedir,içmedir,boş vakitlerimin büyük bir kısmı yapacağım seyahati düşleyerek geçiyor..
ayrıca bu blogdaki interrail 2010 menüsünü yakın zamanda doldurucam,çalışmalarım tüm hızıyla devam ediyor..

işte bu hal içerisinde sana bir interrail filmi..:
..Euro trip..


aslında filmimizin konusu interrail değil,
fakat internette tanıştığı kızı bulmak için yola çıkan esas oğlanın ve onun arkadaşlarının yaşadıkları birazda olsa interrail macerasına dönüşüyor..
beni çok yakından ilgilendiren bir konuya rağmen,
bende klişe amerikan gençlik filmi olarak yer edecek..
..

yine de bu tarzı seven kişiler için izlenesi bir film söyleyeyim..
amerikan pastası bıkkınlarından iseniz bu filme yanaşmayın..



26 Temmuz 2010 Pazartesi

..October sky..

sene 1957..
sovyetler yörüngeye ilk uydusunu yerleştirmiş..
Amerika da ulusal bir kaygı dalgası
tüm ülkeyi sarmıştır..
bir gece genç bir oğlan o uyduyu görür*.
olaylar gelişir..


gerçek bir olaydan filme uyarlanan october sky çoğu
Holywood filmi gibi amerika milliyetciliğini
ittiren uyarlamalardan biri..

konunun hızlı akışı ve gelgitleri bu uzun seyri
kısaltıyor..
4 gencin cabası insanı öyle bir
gazlıyor ki gidip bir roket yapasım geldi..
çok hoş bir film.
.

bu filmden yola çıkarak bir çok şey konuşulabilir.soğuk
savaştan girip uzaya,uzaydan inip azim ve hırsa dair..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...