Aşağıda yazılanlar "geçtiğimiz cuma" günümün özetidir..
Sabah 7.: Beşiktaş'daki evde uyanılır.Koyu bir kahve,üstüne "ne giysem lan götüm doncak hava buz gibi" telaşından sonra evden çıkılır..
Beşiktaş,kabataş yönü otobüs durağı.: Otobüs bekleriken aldı da bir yağmur..Liseden arkadaşla denk gelinir.Muhabbet başlamadan otobüs gelir,bi ara bişeyler içelim sözünden sonra (nasıl klişe nasıl bir tutulmayacak sözdür yahu o) otobüse ışınlanılır.
Karaköy iett.: Yıllardır yarın kesin çıkartıyorum şu akbili muhabbeti biter.Nou camp'da maçtan önce çektirdiğim foto önceden evde vesikalık formatına getirilmiştir.Binbir işve ve nazla masadaki hatunun o fotoğrafı akbile basması sağlanır.Sırıta sırıta Karaköy-Kadıköy vapurunun yolu arşınlanır..
Kadıköy merkez.: Aynı işve ve nazla bi kıza "bu otobüs Hasanpaşa adliyesinden geçiyor mu diye sorulur''.kız ''geçer'' der.Ama otobüs ordan geçmez.20 dakika tabanvaydan sonra adliyeye varılır.
Kadıköy,Hasanpaşa adliyesi.: 1. icradan mahsup yazısı alınır (Aynı dosyadan başka dava açılacaksa tekrar harç ödenmemesi için icra müdüründen vs. alınan yazı,ör:önceden icra takibi başlatılmış,borçlu borca itiraz etmiş,şimdi "itirazın iptali davası" açılacak.Harcı ödenecek.)..Tevziye çıkılır yeni açılacak davanın harcı yatırılmalıdır.Harç mahsupla beraber 382 lira çıkar,oysa cepte 250 lira vardır..
Kadıköy Hasanpaşa adliyesi(5.icra).: İstediğim 100.madde malumatı yazılmamıştır.Kolay kolay da gün dahilinde yazılmayacaktır..
Kadıköy Hasanpaşa adliyesi(en alt kat arşiv).: Arşiv memuru doğurmuş sanırım burda kimse yok,Dosya öğlene kadar çıkartılamıyor bu sebeple arşivden.Benim de harcı tamamlamam için bankaya gitmem lazım bu iş de yalan oldu..
Kadıköy merkez (yapı kredi bankası).: ofiste kimse yok bana para gönderecek bir saat kadar bekledim herkes davada duruşmada kimse bana para gönderemiyor.Bir ara kendi ablam para gönderecekti hasta arasında,muayenehanesinin yakınındaki atm bozulmuş o da yalan oldu.
Bu şekilde Kadıköy'deki üç iş de pazartesi gününe kalıyor hayırlı olsun..Ben Beyoğlu adliyesine ışınlanıyorum..
Beyoğlu adliyesi (1.icra).: Bir yazı yazacaklar,yazamıyorlar..Dosya mahsene kaldırılmış zaten tümden,bugün git çarşamba gel diyorlar.Olmaz olamaz diyorum hiç olmadı pazartesi olsun diyorum,bu dosyanın satışı olacak diyorum.Kabul edemeyiz diyorlar yapamayız diyorlar.Biraz daha ısrar edersen hiç yapamayız bak sen tüh tüh tüh diyorlar..
Beyoğlu'ndaki iş de olmuyor..
Benim sinirlerim bozuluyor tabiki bu duruma,bir insanın hiçbir işi yürümez mi yahu..Sirkeci'deki ofise geçiyorum,biraz durup işten erken çıkıyorum..
Hava kararmış.
Eve dönüş (tramvay).: Bir kız var,Güzelliğinden başka bir atraksiyonu yok kızın,ama kaçıyor.Bak sevgili okuyucu "kaçan kovalanır" diyorlar ya,valla doğru..Mesaj atıyorum: "hadi gel bişeyler içelim,gün bok gibi"diye,,gelen mesaj:"ama hava çok soğuk emre sonra yapalım mı?? :) ."
Ulan senin sonraların bitse ben dişimi kırıcam zaten...
Eve gelip uyuyorum.Sonra kalkıp bunu yazıyorum işte,Öyle...
Bu gece dışarı çıkıp birşeyler içicem,şarkıyı kendime ithaf ettim.:
......Bu boslukta insan n'apar? Canı sıkılır aya dalar, kendi bakar maymunu yollar......
kabataş erkek lisesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kabataş erkek lisesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Şubat 2011 Cumartesi
1 Şubat 2011 Salı
..Depromani...
Lisede hayata veryansınlarımızı manik veya depresyon sınırları dahilinde yaşardık..Yani bir ergen olsa olsa ya manikti yada depresif..
Şimdi durum biraz değişti.Ben ve yaşıtlarım (20-25 yaş) bir gün manik,ertesi gün depresyon beşiğinde tıngır mıngır sallanıyoruz..Cumartesi gecesi hop hop hoplayıp zıp zıp zıplayan kız,pazar sabahı "bu sabahların bir anlamı olmalı" diye kalkıyor mesela...Anlamış değilim sevgili okuyucu..
Telefonda ses şen şakrak geliyor,çıkalım dışarı bu gece şurda yiyelimm hayvanlar gibi içelim diyen şahıs,içtiği 2.biradan sonra intihar denemelerini anlatıyor masada..
Adam artık içkinin en güzel yerinde kafalar hoşş,müzik güzel güzel çalarken arada sırada serdar ortaç vurduruyor ki en güzeli budur serdar'ın,duruyor,başlıyor içki terapisini anlatmaya..yav arkadaşım bağıra bağıra şarkını söyle sen,terapinin şerefine iç ne bileyim kalk iki figür oyna,nerden giriyorsun o muhabbete...

Benim bir dostum var..oturup dinleyebildiğim..Aslında dediği yapılacak yaptığı yapılmayacak insanlardan..Son 1 yıldır adamın bir dediği diğerini tutmuyor..
İşi gücü aşk bunun,benim gibi..Oturuyoruz bir gün,hacı diyor aman diyor sevmeyi bırakma,sen sevebilme yeteneği ile doğmuşsun ki herkese nasip olmaz,birini bitirdin şimdi yenisine başla sürün heyecan duy eskisi gibi diyor bunları yoğun hissiyatlarla uçurumun kenarına gelmiş bir adamın son tavsiyeleri gibi söylüyor,,sonra gece bitiyor kalkıyoruz masadan..günler geçiyor..
Yine aynı arkadaşla bir telefon konuşması yapıyoruz muhabbet aynen şu,, -aga ilk önüme gelene yavşıcam ya,eğlenicem yemin ediyorum..-ama sen bana 1 ay önce....,-kanka boşver 1 ayı sen....vs. vs.
Anlayamıyorum..İnsanlar bu kadar hızlı duygu durumu nasıl değiştiriyorlar..
Benim de 1 günüm 1 günümü asla tutmuyor da manik olmak yani "uçlarda yaşamak hisleri" zaten yeterince karakteristik,aynı bünyeye koyu bir depresyon sığdırabilmek ise çok enteresan..
Şimdi durum biraz değişti.Ben ve yaşıtlarım (20-25 yaş) bir gün manik,ertesi gün depresyon beşiğinde tıngır mıngır sallanıyoruz..Cumartesi gecesi hop hop hoplayıp zıp zıp zıplayan kız,pazar sabahı "bu sabahların bir anlamı olmalı" diye kalkıyor mesela...Anlamış değilim sevgili okuyucu..
Telefonda ses şen şakrak geliyor,çıkalım dışarı bu gece şurda yiyelimm hayvanlar gibi içelim diyen şahıs,içtiği 2.biradan sonra intihar denemelerini anlatıyor masada..
Adam artık içkinin en güzel yerinde kafalar hoşş,müzik güzel güzel çalarken arada sırada serdar ortaç vurduruyor ki en güzeli budur serdar'ın,duruyor,başlıyor içki terapisini anlatmaya..yav arkadaşım bağıra bağıra şarkını söyle sen,terapinin şerefine iç ne bileyim kalk iki figür oyna,nerden giriyorsun o muhabbete...
Benim bir dostum var..oturup dinleyebildiğim..Aslında dediği yapılacak yaptığı yapılmayacak insanlardan..Son 1 yıldır adamın bir dediği diğerini tutmuyor..
İşi gücü aşk bunun,benim gibi..Oturuyoruz bir gün,hacı diyor aman diyor sevmeyi bırakma,sen sevebilme yeteneği ile doğmuşsun ki herkese nasip olmaz,birini bitirdin şimdi yenisine başla sürün heyecan duy eskisi gibi diyor bunları yoğun hissiyatlarla uçurumun kenarına gelmiş bir adamın son tavsiyeleri gibi söylüyor,,sonra gece bitiyor kalkıyoruz masadan..günler geçiyor..
Yine aynı arkadaşla bir telefon konuşması yapıyoruz muhabbet aynen şu,, -aga ilk önüme gelene yavşıcam ya,eğlenicem yemin ediyorum..-ama sen bana 1 ay önce....,-kanka boşver 1 ayı sen....vs. vs.
Anlayamıyorum..İnsanlar bu kadar hızlı duygu durumu nasıl değiştiriyorlar..
Benim de 1 günüm 1 günümü asla tutmuyor da manik olmak yani "uçlarda yaşamak hisleri" zaten yeterince karakteristik,aynı bünyeye koyu bir depresyon sığdırabilmek ise çok enteresan..
15 Ekim 2010 Cuma
Sevgili Dost...1
Sevgili dost..
Beyaz bir zarfı açmak kadar kalbi titreten ne vardır? Fakat içinde mektup varsa..
İzmir'den gelen misafirlerin üstleri hala körfez kokuyor.Uzun uzun bahsediyoruz,Konak'taki balıkçıdan balıklar alınıyor.Urla'ya kaçılıyor arabayla,derya kuzuları bagajda,dört bilemedin beş kişi.Urla'nın Piya sahili köyden bozma bir yer kayalığında bir pişirici.Pişirici alıyor balıkları adeta dönüştürüyor.Hoop sofraya,sofrada balılar,midye tava,lakerda,ahtapot salata,birde koyu anason kokusu...Misafirler anlatmaktan yoruluyor,biz dinlemekten yorulmuyoruz.Misafirler anlatmaktan yoruluyor biz artık anlattıramıyoruz.Uyuyorlar..Ben bu sebepten yatağıma geç dönüyorum,aklıma geldiği gibi sarılıyorum kaleme...
Sevgili dost..
Kalem dediğime bakma,bu kelimeler ne güvercin ayaklarında,ne bir zarfın yatağında,sen benden daha iyi biliyorsun bu işleri ''dünya aslında yanıbaşımızda''.
Klavyede parmaklarım hızlı hızlı dolanıyor.Acele etmeliyim.Dünya değişiyor,durumlar değişiyor,ben değişiyorum.Acele etmeliyim duvardaki saat değişiyor.Mektup dediğin anlıktır,ama düşünülerek yazılır,düşüncelerim aynı kalsın ne fayda an değişiyor..
Sevgili dost.
Bana mı diyeceksin okuyunca....
Evet sana....
Bu mektuplar yanında olamadığım günlerin kefaretini ödüyor....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)