sabah çağrışımları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sabah çağrışımları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Şubat 2011 Salı

. İcra memuru gören masum borçlu ..

Öğrenciliğimin son yılları (aslında "son yılı" da uzaya uzaya sünecek biraz haliyle "son yılları" işte) Hakim ol ,savcı ol,avukat mı olacaksın,ne işle uğraşacaksın diye merak edenlere "ben icra ile uğraşıcam" dediğimde yüzlerindeki ekşimeyi görmelisin sevgili okuyucu.
-"hacze mi gideceksin??"
-"evet.."
-"ama yazık değil mi günah insanlara.."
-"??"

Türkiye'de garip bir durum var.Belli kalıplarda,ki bu bir ceza davası olur,özel hukuka dayanan bir anlaşmazlık olur."Masumiyet karinesi" halk nazarında etkisiz.Yolun adli makamlara düştümü,"vah vah öle miymiş vah vah şöyle miymiş" derken suçlu oluverirsin komşunun gözünde.Acımazlar.Mahkemeden önce gözleriyle yargılar,Çoğunlukla suçluyu bulur,mahkemenin sonucunu tınlamazlar,Özellikle bu kafayı şu an akp çok kullanıyor zaten..

Fakat "borçlu"lar için bu durum değişik,"haciz" veya "icra" kelimesini duyan yurdum insanı,kafasından borçlu ya,küçük "Emrah ve annesi modunda" hikayeler yazıyor..Bir koruma bir kollama çabası..
Çerkezköy'e hacze gittim gecen sene.Otobüste yanımdakiyle muhabbet ediyorum.Ah amcam başladı söylenmeye "yapma sen bu işi" "yazık insanlara" "hem günah kimbilir o duruma nasıl gelmiştir" filan..Vardım ilçeye icra dairesinde işlemleri tamamladım hacze çıktım borçlu zaten kaçak.Araştırma yapayım biraz dedim,Adam bütün Çerkezköy'ü neredeyse dolandırmış,Bilgisayar satıp terlik almış,terlik satıp danalar almış,o danaları bayramda satmış sonra damacana su işine girmiş,kazandığı paraları alıp hoop İstanbul'a ışınlanmış.Gram sermayesi yok,gram ödemesi yok,2 yıllık bir zaman dilimi,vurduğu para büyük ihtimal otobüsteki amcanın 10 senelik geliri...


Türkiye'de hergün 3bine yakın avukat hacze çıkıyor."kriz çok şükür teğet geçti yav..".Benim düşüncem "Borçlu hikayeleri"nde "mağdur sıfatı" genelinde alacaklının..O 3bin işlemin zaten bin borçlusu,bunu iş olarak benimsemiş.İnsanları sömürmenin bu kadar kolay olduğu bir ülkede birazda çakalsan gayet sağlam bir iş dolandırıcılık.
Geri kalan 2bin kişide ayrıma gitmek mümkün.Zannetmeyin bu 2bin kişinin hepsi "icra memuru gören masum köylü".İçinde ne tacirler ne ticaret erbabları var bir bilseniz.Suya götürüp susuz getirecek cinsten adamlar bunlar..

Benim tahminim her güne bir 200-300 kişi..
Bu insanlar;kapıyı açınca "buyrun ne istemiştiniz?" diye sormuyor.İki çantalı adamın kapısına neden geldiğini biliyor.Çünkü kafasını zaten tüm gün borcu dolduruyor..
Bir de birşeyden haberi olmayan "çok sevdikleri arkadaşlarına" kefil olanlar var.Aslında onlarda yürek acıtıyor.
..........................................................
Büyük bir hastalık geçirip borca batanlar (kafalardaki hikayelerden biri de bu) .Çok istisnai bu iş kalabalığında...Ama umarım onlar insaflı avukatlara denk gelirler..
...........................................................
Zira piyasaya çok hakim olmamakla birlikte,tahminim icra dairelerinde bir çok insaflı avukat var..
............................................................
Bu zamanda her ne işle uğraşırsanız uğraşın,insaflı olmak ile aptallık arasında çok ince bir çizgi var..
.............................................................
İcra avukatlığında o çizgi yok,ikisinin ortak kümesi çok çok geniş..
..............................................................
sonuç olarak:
Borçluların yüzde 90'ı küçük Emrah yada annesi değil..
Avukatların çoğu da Nuri alço'u andırmıyo,temiz yüzlü iyi giyimli alkolik çocuklar..

2 Şubat 2011 Çarşamba

.."Şerefsiz avukat",şereflilere karşı...

Kayseri Barosu Yönetim Kurulu Üyesi avukat Okan Yılmaz, bürosundan çıkıp otoparktaki aracına bindiği sırada kimliği belirsiz bir kişinin bıçaklı saldırısına uğradı.Ağır yaralı..
Haberi için tıkla.
Avukat Tüzüner`in haciz mahallinde borçlunun küfürlü ve ardından fiziksel saldırısına maruz kalarak darp edildiği bildirildi.Yaralı.
Haberi için tıkla.
Suat Yaşa,bir müvekkilinin 2 bin TL’lik alacağının 1.5 yıl ödenmemesi üzerine Yasin İ. adlı kişinin evine icra işlemi için gitti. Bazı eşyalara icra işlemi yapan Yaşa, bürosuna döndü. Yasin İ. avukatı arayarak bürosuna çağırdı. Bir şey almak için ayağa kalkan Yaşa’ya Yasin İ. yanında getirdiği ekmek bıçağı ile saldırdı..Ağır yaralı.
Haberi için tıkla.
İzmir'in Ödemiş ilçesinde görevli polis memuru, adliye çıkışında boşandığı eşini ve avukatını vurduktan sonra intihar girişiminde bulundu.Vefat.
Haberi için tıkla.
Giresun Barosu'na kayıtlı avukat Ümran Kara, müvekkiline ait haciz işlemlerini yürütmek için gittiği Keşap ilçesinde borçlu tarafın odunlu saldırısına uğradı.Yaralı.
Haberi için tıkla.
Kaçak yakıt satan bayinin davasını takip eden avukat Tolga Köklü'yü dizlerinden vuran Hasan Gezen'in Polat Alemdar'ın yerine fotomontajla kendini koyduğu Kurtlar Vadisi posteri bulundu.Yaralı.
Haberi için tıkla.
Av. Mustafa Elagöz'e görevi başında yapılan saldırıyı kınamak üzere yapılan basın açıklaması.Yaralı.
Haberi için tıkla.
Babasına ait dava dosyasını almak isteyen bir kişi tartıştığı avukatı bıçakla yaraladı.Ağır yaralı.
Haberi için tıkla.
Adana'nın Kozan İlçesinde Otomobiline Binmek Üzereyken Tartıştığı Ceylan Kardeşlerden Birisi Tarafından Vurulan Avukat Şaban Özbiçer, Yaralı Halde Otomobil Kullanarak Polis Merkezine Ulaşmayı Başardı.Ağır yaralı.
Haberi için tıkla.
Cinayetin duyulmasının ardından bir açıklama yapan Muğla Baro Başkanı Mustafa İlker Gürkan, "Şu anda şok vaziyetteyim. Baromuzun en sessiz ve sakin üyelerinden birisiydi. Kimseyle bir alıp veremediği olduğunu sanmıyorum. Herkesle iyi geç inen mutaassıp fakat sevdiğimiz bir arkadaşımızdı. Köyceğiz Cumhuriyet Başsavcılığımız olayla ilgili olarak soruşturmasını sürdürüyor. Zanlı, arkadan bir el ateş etmiş. Daha sonra ellerini yıkayarak çay içmiş ve ardından teslim olmuş" dedi.Vefat.
Haberi için tıkla.


--devam edecek--

1 Şubat 2011 Salı

..Depromani...

Lisede hayata veryansınlarımızı manik veya depresyon sınırları dahilinde yaşardık..Yani bir ergen olsa olsa ya manikti yada depresif..
Şimdi durum biraz değişti.Ben ve yaşıtlarım (20-25 yaş) bir gün manik,ertesi gün depresyon beşiğinde tıngır mıngır sallanıyoruz..Cumartesi gecesi hop hop hoplayıp zıp zıp zıplayan kız,pazar sabahı "bu sabahların bir anlamı olmalı" diye kalkıyor mesela...Anlamış değilim sevgili okuyucu..

Telefonda ses şen şakrak geliyor,çıkalım dışarı bu gece şurda yiyelimm hayvanlar gibi içelim diyen şahıs,içtiği 2.biradan sonra intihar denemelerini anlatıyor masada..

Adam artık içkinin en güzel yerinde kafalar hoşş,müzik güzel güzel çalarken arada sırada serdar ortaç vurduruyor ki en güzeli budur serdar'ın,duruyor,başlıyor içki terapisini anlatmaya..yav arkadaşım bağıra bağıra şarkını söyle sen,terapinin şerefine iç ne bileyim kalk iki figür oyna,nerden giriyorsun o muhabbete...



Benim bir dostum var..oturup dinleyebildiğim..Aslında dediği yapılacak yaptığı yapılmayacak insanlardan..Son 1 yıldır adamın bir dediği diğerini tutmuyor..
İşi gücü aşk bunun,benim gibi..Oturuyoruz bir gün,hacı diyor aman diyor sevmeyi bırakma,sen sevebilme yeteneği ile doğmuşsun ki herkese nasip olmaz,birini bitirdin şimdi yenisine başla sürün heyecan duy eskisi gibi diyor bunları yoğun hissiyatlarla uçurumun kenarına gelmiş bir adamın son tavsiyeleri gibi söylüyor,,sonra gece bitiyor kalkıyoruz masadan..günler geçiyor..

Yine aynı arkadaşla bir telefon konuşması yapıyoruz muhabbet aynen şu,, -aga ilk önüme gelene yavşıcam ya,eğlenicem yemin ediyorum..-ama sen bana 1 ay önce....,-kanka boşver 1 ayı sen....vs. vs.

Anlayamıyorum..İnsanlar bu kadar hızlı duygu durumu nasıl değiştiriyorlar..
Benim de 1 günüm 1 günümü asla tutmuyor da manik olmak yani "uçlarda yaşamak hisleri" zaten yeterince karakteristik,aynı bünyeye koyu bir depresyon sığdırabilmek ise çok enteresan..

31 Ocak 2011 Pazartesi

Ortadoğunun lideri nasıl olunur?

Bizim memurumuz nasıl işini bilirse bizim başbakanımız da kamu personeli olduğundan işini bilir efendim..

Bizim başbakanımız müslüman alemine 21.yüzyılın ilk çeyreğinde önder olmuştur.O ülkeler ki şeyhleri amerikan postalları yalarken,bizimkisi halka açık yerlerde vermiştir ayarı siyonizme vermiştir ayarı...


Bizim milletimiz bağımsızlığını yolda bulmamıştır efendim.En azından bir Egeli olarak bilmekteyim bu civarlarda ne harpler yapılıp ne acılar yaşandığını..

Bizim kafaların bir şeylere basması şu an,o bağımsızlık mücadelesindendir..bağımsızlık "mandık olarak" gelişmemizi sağlamıştır efendim zira tarihe bakarsak (ki hiç huyumuz değildir hani) görebilmekteyiz bunu..

Herkesin gelişimi kendinedir efendim.kimi az kimi çok gelişmiş bize nedir..Hem farklı farklı insancıkları mümkünmüdür aynılaştırmak,cıkkk..değildir..

E haliyle bi dengesizlik doğmaktadır ufaktan,bu dengesizlik saolsun bi yanımız sever başbakanımızı bir yanımız sevmez..

Sigara,aşk gibi şeyler bağımlılıktır efendim,hatta benim nacizane en büyük bağımlılığımdır ikisi..beni tutarlar aptallaştırırlar...

O ülkeler ki bağımlı yaşamaşlardır yıllar yılı..
O insanlar ki anlayamamışlardır bağımsızlığı
O bakan ki bu insanların başkanı olmuş efendim.
ve o ülkelerin idolü..

Ben bağımsızlığın ne demek olduğunu 2kere2 nin 4 olduğunu bildiğim gibi,,hadi öyle olmasada cevabın 3 le 5 in arasında herhangi bir rakam olduğunu bilir gibi biliyorum..

o yüzden ne o benim başbakanım,ne o benim idolüm efendim..iki üç geri kalmış ülkeye "reyiz"lik ediyor diye rte yi sevecek değilim..o haceti bu ülke yıllar önce giderdi..

3 Ocak 2011 Pazartesi

..Temiz yüzlü,iyi giyimli...

Daha önce bir şekilde haberlere de çıktım kenarından köşesinden,bık bık hakkında ne düşünüyorsunuz diyen hatun vasıtasıyla sokakta halka da seslendim.Ama bir köşe yazısında bahsedilmek hiç nasip olmamıştı..oldu..

Yılbaşı gecemi belki detaylarıyla daha daha sonra anlatırım.Lakin burada bilmeniz gereken şey gecemin bir kısmını Şişli etfal'de geçirdiğim..Arkadaşın arkadaşı kızımızın ismi Burcu.Bütün gece ders çalışmanın verdiği yorgunluktan saydıramıyorum şu an burada arkadaşa ama o son kadehi içmeyecekti be..

Nişantaşı güzeldi bu sene.Hatta önceki senelerden daha da güzeldi.saatler 12'ye yaklaştıkça da güzelleşti hani ama bu Burcu grubu alıp nişantaşı tıkıntının girişinde bilinçsizliğinden kitlediği için olmadı,yarım kaldı aslında..


E sonuçta hastane yolları gözüktü bizlere.hastanede de "Savaş abi" varmış..sonuç:::

(savaş ay'ın 2 ocak tarihli köşe yazısından alıntıdır -takvim gazetesi-)

Tam bu sırada bir başka taksi temiz yüzlü, iyi giyimli gençlerin kucağında inen bir genç kızı getiriyor. ODTÜ'lü kızlar, İstanbul Üniversiteli delikanlılarmış. Alkol şişedeki gibi durmayınca...

Hayır istanbul üniversiteli değil marmaralıyım ben.asıl marmara'dan adam çıkmaz...


(2 saat 15 dakika sonra "adli tıp" sınavım var)

22 Ekim 2010 Cuma

..Anne aranır,telefon babaya geçer...


klasik bir gündür..istanbulun trafiğinde okula gitmeye çalış yolun ortasında vazgeç,arkadaşla buluş bilardo oyna filan falan..akşamüzeri eve gelinir,kafada bir plan,ev toplanacak bulaşıklar da var,dün yıkanan gömlekler kurusun kurumasın ütülenecek..

anne aranır işte o sırada,hiç huyum değildir akhisar'ı aramak,beğenmediğim bir durumdur bu ama aramam işte,haftada 1 bilemedin 2 ama genelde 1 işte..ne onlar beni arar ne ben onları.aramızda imzalanmamış bir sözleşme vardır sanki.burada olduğumu bilirler bende onların orada olduğunu bilirim..arada sırada kabuslarıma girerler içlerinden biri hastalanmış,zor durumdaymış gibi..büyük bir acıyla uyanırım,uyuyamam bir daha.ama aramam.böyle bir dil oluşmadı hiç aramızda,bizim iletişim yolumuz telefon olmadı hiç..zannetmeyin uzak diye aramız.uzaklıktan değil aslında yakınlıktan.yani ilk başlarda böyleydi,şimdi durum nasıl düşünecek kadar mecalim yok..

anne aranır..
lafın gidişatı bellidir selma hanımla.nasılsın iyimisin,cevaplar karşılıklı verilir.yeni gelişmeler karşılıklı beyan edilir.ablam hakkında son dedikodular yapılır.telefonun babama geçişinden önce temenniler kısmına geçilir..bu bölümde selma hanım en küçük çocuğuna (ki iki kardeşiz,önemsenmesi gereken kelime "küçük") tembihlerde bulunur..bu tembihleri farklı konu ve başlıklara ayırmak mümkün tabi,çeşitlidir.uyurken kitlemem gereken kapı,çöpü çıkartmam gereken saat,kız arkadaşım varsa kendisiyle fazla samimi olmamamın nedenleri,kız arkadaşım yoksa oh ne güzel kafamın rahatlığı vs. annem tarafından dile getirilen konuların başlıcalarıdır..

buraya kadar tamam..
telefon babama geçer...

ben onun gözünde artık büyümüşümdür,o ise yaşlanmıştır..
peki benim gözümde..?

-Baba gömlek ütülemeye çalışıyorum,olmuyo? 3 saniye sessizlik olur,düşünülür.yavaştan yavaştan anlatmaya başlanır..ben yine beceremem gömlek ütülemeyi fakat o sırada anlamışımdır işte bu işi halletmeyi.telefonu kapatışımla ütüye boyun eğeceğini düşünürüm asi gömleklerin,tabiki öyle olmaz ama ben öyle düşünürüm..

-Baba sen de yaşamışmıydın bunu..? 3 saniye sessizlik olur..Ah emekli öğretmen Necdet bey,neşeliyse ilkokul sıralarında baba ismi sorulduğunda necdet yerine nejdet yazmamdan başlar anlatmaya,aynısı olmazsa da benzerini hayli hayli yaşamıştır.

Büyümek garip..
İnsanın babası,kendisine sorulan sorulara."sen bilirsin oğlum" diye cevap veriyor,hemde hiç yorum katmadan..

Ben nerden bileyim baba..85metrekare evi toplayamıyorum daha..hayatım düzensiz değil,işler artık biraz daha tıkırında da.."sen bilirsin,biz sana karışmayalım halledersin sen.."deme bana..
diyemezsin babana..

16 Ekim 2010 Cumartesi

.Dağınık masa şovalyesi..


Aile eşrafı ile paylaşılan evlerde klasik "oda toplama" geyiği,aile senden elini eteğini çekince birden "ev toplama" geyiğine dönüyor ki allah düşmanımın başına vermesin..

Evin dağınık olması aslında büyük bir problem oluşturmuyor.Asıl problem dağınık bir insan olmak..Binbir emekle topladığın mutfağın iki gün sonra eski haline dönmesi,toplama-temizleme aşamasında aklına gelmeyegörsün,felaket.Tüm enerjin bitiyor sanki..Kaybedilen enerjiyi geri kazanmak isteyen bünye daha fazla sigara içiyor,jetgillerdeki ev toplayan robotları düşünüyor,parası olmadığı halde koca koca dekorasyon hayalleri kuruyor..

Sonuç mu..? Sonuçta çamaşırlar illaki yıkanıyor..Bulaşık..Ev temizliği yarına kalıyor..Sonraki gün ise belki ufaktan ufaktan toz alınıyor fakat bir evin dağılma katsayısı temizlenme katsayısından daha büyük olmasın ev devamlı kirleniyor el mahkum..

İnsan böyle yaşayamaz sevgili okuyucu.televizyon kumandası nerde kimbiliyor,İstanbulun nemli havasından zaten zar zor kuruyan çamaşırları kim topluyor?hayır o değil de bu çorapların diğer teki nereye gidiyor...?.

Bir çözüm bulma aşamasındayım bu duruma,bulayım döncem ben sana....

21 Temmuz 2010 Çarşamba

...Sevgili adsense çalışanı...

Öncelikle,siz ve sizlerle birlikte çalışan güzide adsense çalışanlarının beni incelemeye tabi tutacağı 48 saati kutlar,cefakar google çalışanlarından küçüklerimin gözlerinden büyüklerimin ellerinden öperim..

Günden güne globalleşen şu fani dünyamıza küpküresel bir bakış açısı getiren google her ne kadar ülkemiz bürokratları tarafından sevilmese de biz Türk halkı olarak gerek web search olsun gerek google earth olsun bir çok uygulamanızı seviyor uyguluyor takdir edip teşekkürlerimizi size sunuyoruz..
Emin olunuz sevgili google çalışanı..
olaki bir gün yasaklanırsanız bu ülkede..çok dns ayarının başı gidecek,ülkemizde adeta dns devrimi yaşanacak..ve bu devrimin emektar neferlerinden biri ben olacağım...

lafı fazla uzatıp sizin değerli zamanınızı çalmak insanlık suçudur,sevgili google çalışanı..O halde konuya girmek en mantıklı hareket olacaktır..

Bu yazıyı yazma nedenim malum,allahın emri peygamberin kavliyle adsense çeklerinize talibim..Nacizane öğrenciyim.hukuk tahsilimi bitirip avukat olacağım önümüzdeki sene..arabam yok,ev desen ne arar efendim bazarda ev..22 yıldır bazardayım ev mev görmedim..hep yurt köşeleri,damı akıtan kutudan bozma evcikler..


hayat zor efendim hayat zor..misal sizi alalım..o kadar çalışıyorsunuz sabahtan akşamlara kadar,aldığınız şuncacık para,çalışmanıza değiyor mu,tabiki hayır..fakat idealistsiniz..siz toplumun üreten tarafındasınız efendim..sizden ricam google çalışanlarının maaşlarını arttırmaya yönelik bir sendikal oluşum var ise beni gmailimden haberdar etmeniz..

Özetle interrail yapıcam sevgili google çalışanı..para lazım..ayda yüz dolar gelse çek olarak sizce de muhteşem olmaz mı..bence harika olur..

son olarak sitemin ziyaretcisini arttırmak,günden güne daha fazla tüketiciye ulaşmak için her yazımda uyguladığım,yazıya fotoğraf koyma metodunu uygulayayım..


emre nin adsense yemini:

günaydın ziyaretçileeerrrr..
saolll..
blogger ım
doğruyum
fena yazarım.
ilkem
popüler şeyler yazmaak
blogumu çoşturmaaak
cabbage pow u
vpills i
özümden çok sevmektir..
üülküm
çeklenmekk
bankaya gitmektir..
eyy google adsense
açtığın yolda
gösterdiğin hedefe
durmadan yürüyeceğime
and içerim..


14 Mayıs 2010 Cuma

sabah çağrışımları vol-8


sınav öncesi bir gece daha..
yarın saat 11 de insan hakları sınavım var ve ben molamı yazı yazmakla geçiriyorum buraya..
aşamadığım bir problem bu 3 senedir.15 dakika ders çalışıp,45 dakika mola vermek..zamandan büyük kayıp,"kast" ettiğim zaman sınav öncesi kaybettiğim zman değil elbette zaten uyku uyumam ben geceleri,bahsettiğim uzayacak ya okul bir şekilde,işte bu...kast var bu paragrafta,teşebbüs aşamasında kalmamış neticesine ulaşmış,iştirak konusunda tek fail var,azmettiren olarak dersin hocası sayılabilirmi bilmiyorum.içtima konusuna hiç girmiyorum,sevgili ecem arkadaşıma selam ediyorum..

2 kişi daha takipçim olmuş..nasıl mutlu oldum anlatamam.okunuyorum lan galiba,,sevgili kontenjanından bir kişi,dost kontenjanından 1,bro kontenjanından 1,liseden bro kontenjanından 1 kişilik yerimiz dolmuştu,bu iki kişi nerden çıktı bilmiyorum,hoşgeldiniz diyorum..tuana ve navle ye selam ediyorum..

2 takipçimin daha olması,bloğuma alıcı gözüyle şöyle bir bakmama sebebiyet verdi..tanrım dedim bu etiketler kısmı ne böyle..bu nasıl bir bölüm nasıl bir etiketleme anlayışı..içimdeki gizli apaçi nasılda çıkmış ortaya nasıl sıyrılmış aradan,hukuk,iddaa,yemek tarifi...bu nasıl bi üçlü kimim aga ben tarzı sorular soruyorum kendime sevgili okuyucu..korkunç...bi elini yüzünü değiştiricem bu bloğun,belki yeni tema,kesinlikle yeni etiketler...profesyonel (yani itü den counter strike dahisi arkadaşlardan) yardım alabilirim.burdan erdal a ve yiit e selam ederim..

dersime döneyim ben,önümde 4 sekme açık biri bu diğerleri:

7 Mayıs 2010 Cuma

sabah çağrışımları vol-7

Herkes kimlik kartına,
kullandığı maske sayısını da eklesin.*

neden uyuyamıyorum sevgili okuyucum...
sen de var mı cevabı.bende biraz biraz ..

mesela vakit gazetesinin bu gece yaptığını ele alalım..
sen okuyucu belki bundan hiç haberin olmayacak,üstü örtülecek bu konunun,belki ülkede bu konuşulacak sadece,e tabi bu konuşulurken nice anlaşmalar yapılacak,çok ihale verilecek,konu çok çarpıtılacak..

ama hiçbirşey şunu değiştirmeyecek..
bu gece vakit gazetesine gönül gözünden bağlı habervaktim sitesi,deniz baykalın pornosu diye bir video yayınladı..

dur şaşırma hemen..
gördüm valla gördüm..sitede bir video,video da bir kadının memesi,çıplak çoraplı bir adam..Güya biri deniz baykal biri nesrin baytok,tutucu kesimin biricik vakit gazetesi pornografik görüntülerle bezemiş haberi sözkonusu videodan taze capsli..

çok soru var sorulacak..çok çok çok fazla..
sadece uyuyamıyorum.
memleketim için yapabileceğim tek şey bu...

17 Nisan 2010 Cumartesi

sabah çağrışımları vol-5

hayatın kısa olduğunu insana hissettiren anlar var sanırım..

baştan başlayalım..
çocuksundur,büyürsün

sonra..
kendini birisinin yanında bulursun..
saçlarını tanırsın,ses tonunu,el hareketlerini,göz rengini,gözlerini tanırsın..
aynı şemsiyeyi paylaşırsın,şemsiye yok ise aynı yağmurda ıslanırsın...
aynı yatakta uyanırsın,kahvaltını beraber edersin
bir mp3 iki kulaklık müzik dinlersin
sinemaya gidersin,televizyon izler,bilgisayardan sezon sezon dizi bitirirsin,
kavga edersin,üzer,üzülürsün bazen.canın yanar,duman çöker içine
barışır,kaynaşırsın yine..

sarhoş olursun beraber,dans edersin,

telefonlar,mesajlar binlerce mesaj yüzlerce telefon görüşmesi...
yaşananlar birikir,yazılır söylenir...

ama bir an gelir...
o an bitmez sanki bir ömür olur.

bir an geliyor ki hiçbirşey görmüyorsun,duymuyorsun,allah akıl fikir vermiyor,sussan susabileceğini konuşsan hele konuşabileceğini hiç bilmiyorsun..

sevgilin kayıp gidiyor avuçlarından..
soğuk terler boşanıyor.

yatakta istemsiz titreyen sevgiline bakmak saliseleri yavaşlatıyor,saniyeler bitmez,dakikalar tükenmez bir hal alıyor..
sıksan kendini kesilecek gibi geliyor titremesi,,nefesini tutsan solukları düzelecek..
olmuyor..

inan sevgili okur,bu başka bir duyguya,başka bir hissiyata benzemiyor..

ben hasbelkader ablamın ateşli grip olmasından,dedemin yanıbaşımda vefat etmesine kadar bir çok sağlık trajedisini yerinde yaşamış biri olarak şimdi sana şunu söyleyebilirim..sevdiceğinin ışığının sönmesi seni çok farklı bir karanlıkta bırakıyor...

evet bu gece benim hayatım,gerçekten benim "hayatım"...

ve sevgili okuyucu
yapma,atarax şuruptan tut xanax a,her nevi şapşallaştırıcıyı,uyumadan önce alma,,hatta hiç alma..

.........................18.........................
hayat skalanın belasını ağlatmak istemiyorsan..
.........................18..............................

16 Nisan 2010 Cuma

sabah çağrışımları vol-4

idare hukuku sınavım bugün saat 11 de..

sevdiceği uykuya gönderdim..ben uyumucam sanırım hiç...

normalim bu aslında sabah 6 bilemedin 7..
fakat sınav zamanı birşeyler oluyor
yani an itibariyle bir yerlerimden uyku akmakta..

ulan bu sınav için çok mesai tükettim kötü gecerse vay halime...

hukuk okuyan sevgili arkadaşlarım vay halimize...

13 Nisan 2010 Salı

sabah çağrışımları vol-3

Belimin ağrısını dindirebilecek kadar şefkat ve sevgi sahibi 2buçuk yıllık dostuma.....

waffle nedir??
tadıyla kokusuyla,ağza haşır huşur bulaşmasıyla (ki evet böyle bir ses çıkmasada haşır huşur işte)
insanı cennetin ırmaklarında bisikletle bir tur atmasını sağlayan

ultra çikolatalı (nutellalı demek daha mı doğru olaki)
ultra lezzetli bir yağlı krep-kek,çikolata,çilek muz kivi damla çikolata ve hertürlü dünya güzelliklerini barındıran ağır tatlı...

aslında farkındayım anlatılmaz yaşanır anlarından kendisi..

ama yinede çikolatanın damağa oturması,damağı kaplaması

akşamüstü denizi gibi birşey işte..
yada sahilde ayaklarını sıcak kuma gömmek gibi....


çok mu benzersiz..?
değil aslında....


yani real madrid mesela,

casillas,raul,kaka,ronaldo,benzema,guti,hıguan,xabi,
waffle da aynı değil mi_?
sıcak nutella,beyaz çikolata,çilek,kivi,muz,damla çikolata..

kadro yedeklerle bile harika yani...

ama birde barça gerçeği var değil mi bebeğim...

ev baklavası bazen ha,
hatay künefesi,şekerpare nadiren de olsa,mado dondurması....

el classico da terazi ev baklavasını gösteriyor gibi geliyor bana : )


dur hemen bozulma waffle sever..yiğidi öldürelim hakkını verelim...

tek bir muz tanesine acem mülkü fedadır o ayrı...

12 Nisan 2010 Pazartesi

sabah çağrışımları vol-2

batak pokerden daha iyi bir oyun değildir ..

poker yalan talan blöf ve sürprizlerle doludur..batak ise güzeldir candır lakin poker e kıyasla doğrucu davuttur..gidişin gelişi,gelişin gidişi bellidir..

belirsizlik güzeldir.adrenalini arttırır yaşa yaş katar..

11 Nisan 2010 Pazar

...SAĞ BAŞTAN ÇARK...

Malum yaşımız askerlik için kemale erdi..Biz tecil eden tabur dışında yaşıtlarımız şu anda askerliklerini ya bitirmiş ya yapıyor yahut gün sayıyor efendim..

Benim kuzenim de şu anda vatani görevini küfrede küfrede yapmakta..Gaziemir ulaştırma okulunda..Arada sırada arıyor sağolsun soruyorum mehmet nasıl gidiyor ne yapıyorsun? cevabı belli hep,koşuyoruz yürüyoruz,gelme oğlum askere bildiğin gibi değil..

2 gün sonra yine

-mehmet naber?
-bütün gün yürüdük,koştuk anam ağladı gelme oğlum hiç sen..
-tamam olur gelmem..

neyse işte bizim muhabbetler böyle gidedursun,bu sabah enterasan birşey oldu..

kalktım
-yürümeliyim,yürüyüş yapmalıyım,yürümeliyim...
dedim kendi kendime..ee tabi sonra kendime de şaştım sevgili okuyucu..

neoluyoz lan dimi,pazargünü yat uyu uyan bi daha yat,sevdicek yanında,komputer yanında,havada zaten nahoş,çıkma dur..

velhasıl attık kendmizi sokağa Övgü hanımla birlikte,,beşiktaş nere bebek nere yürü yürü bebek e kadar..

yoruldum da uzandım yatağa hemen eve dönünce,işte mehmet geldi aklıma,,andım bizim oyuncak askeri,şafak atar da dönerse okur bunu...

9 Nisan 2010 Cuma

sabah çağrışımları vol-1

rınnnnnn
vınnnnnnnn
rınn rınnnn vınnnnn

şehirlerarası yolda pencereni açtığında yahut alakasız bir yerde benzin almak için durduğunda duyduğun bu sesler,,600 milyarlık setraların travegoların neoplan ve temsa diamondların kaderi bebeğim...Sen pencereni açmasanda onlar hem bu ses ile hem plates yapan ebru şallı tarzı tssss pıssss tıssss pıssss lar ile binlerce km yol yapıyorlar..

Otobüsleri seviniz,ortalama bir insandan çok daha fazla hikayeye sahiptirler zannımca...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...