imla sallanmadı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
imla sallanmadı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Şubat 2011 Pazar

. Pazar günü yazısı ..



Mini mini birler,çalışkan ikiler,haftaiçi patronundan azar işitenler,okul kartını evde unutup kampüse ziyaretçi kartıyla girenler..
Bir önceki gün kazak şişman gösteriyor diye kapşonluyu seçenler,sonraki sabah antibiyotik yazdırmak için sağlık ocağına geçenler..
Harala güreleden fırsat bulup öğle yemeğinde kafa dinleyenler,,hoca dersi mi uzatıyor hadi ben kaçtım deyip anfiyi terkedenler..
ana dırdırı,baba dırdırı,sevgili tribi çekenler,heyacanını kaybedenler,arasıra bi beslenip iki nota bi besteler..
clubber ından tut apaçisine baba parasıyla tarz yapanlar,kız kaldıranlar,jöleliler fönlüler,telli telli tellililer,yeşil lensliler..

Haydi hooppa eller havaya...
Bugün pazar..

3 Ocak 2011 Pazartesi

..Temiz yüzlü,iyi giyimli...

Daha önce bir şekilde haberlere de çıktım kenarından köşesinden,bık bık hakkında ne düşünüyorsunuz diyen hatun vasıtasıyla sokakta halka da seslendim.Ama bir köşe yazısında bahsedilmek hiç nasip olmamıştı..oldu..

Yılbaşı gecemi belki detaylarıyla daha daha sonra anlatırım.Lakin burada bilmeniz gereken şey gecemin bir kısmını Şişli etfal'de geçirdiğim..Arkadaşın arkadaşı kızımızın ismi Burcu.Bütün gece ders çalışmanın verdiği yorgunluktan saydıramıyorum şu an burada arkadaşa ama o son kadehi içmeyecekti be..

Nişantaşı güzeldi bu sene.Hatta önceki senelerden daha da güzeldi.saatler 12'ye yaklaştıkça da güzelleşti hani ama bu Burcu grubu alıp nişantaşı tıkıntının girişinde bilinçsizliğinden kitlediği için olmadı,yarım kaldı aslında..


E sonuçta hastane yolları gözüktü bizlere.hastanede de "Savaş abi" varmış..sonuç:::

(savaş ay'ın 2 ocak tarihli köşe yazısından alıntıdır -takvim gazetesi-)

Tam bu sırada bir başka taksi temiz yüzlü, iyi giyimli gençlerin kucağında inen bir genç kızı getiriyor. ODTÜ'lü kızlar, İstanbul Üniversiteli delikanlılarmış. Alkol şişedeki gibi durmayınca...

Hayır istanbul üniversiteli değil marmaralıyım ben.asıl marmara'dan adam çıkmaz...


(2 saat 15 dakika sonra "adli tıp" sınavım var)

22 Ekim 2010 Cuma

..Anne aranır,telefon babaya geçer...


klasik bir gündür..istanbulun trafiğinde okula gitmeye çalış yolun ortasında vazgeç,arkadaşla buluş bilardo oyna filan falan..akşamüzeri eve gelinir,kafada bir plan,ev toplanacak bulaşıklar da var,dün yıkanan gömlekler kurusun kurumasın ütülenecek..

anne aranır işte o sırada,hiç huyum değildir akhisar'ı aramak,beğenmediğim bir durumdur bu ama aramam işte,haftada 1 bilemedin 2 ama genelde 1 işte..ne onlar beni arar ne ben onları.aramızda imzalanmamış bir sözleşme vardır sanki.burada olduğumu bilirler bende onların orada olduğunu bilirim..arada sırada kabuslarıma girerler içlerinden biri hastalanmış,zor durumdaymış gibi..büyük bir acıyla uyanırım,uyuyamam bir daha.ama aramam.böyle bir dil oluşmadı hiç aramızda,bizim iletişim yolumuz telefon olmadı hiç..zannetmeyin uzak diye aramız.uzaklıktan değil aslında yakınlıktan.yani ilk başlarda böyleydi,şimdi durum nasıl düşünecek kadar mecalim yok..

anne aranır..
lafın gidişatı bellidir selma hanımla.nasılsın iyimisin,cevaplar karşılıklı verilir.yeni gelişmeler karşılıklı beyan edilir.ablam hakkında son dedikodular yapılır.telefonun babama geçişinden önce temenniler kısmına geçilir..bu bölümde selma hanım en küçük çocuğuna (ki iki kardeşiz,önemsenmesi gereken kelime "küçük") tembihlerde bulunur..bu tembihleri farklı konu ve başlıklara ayırmak mümkün tabi,çeşitlidir.uyurken kitlemem gereken kapı,çöpü çıkartmam gereken saat,kız arkadaşım varsa kendisiyle fazla samimi olmamamın nedenleri,kız arkadaşım yoksa oh ne güzel kafamın rahatlığı vs. annem tarafından dile getirilen konuların başlıcalarıdır..

buraya kadar tamam..
telefon babama geçer...

ben onun gözünde artık büyümüşümdür,o ise yaşlanmıştır..
peki benim gözümde..?

-Baba gömlek ütülemeye çalışıyorum,olmuyo? 3 saniye sessizlik olur,düşünülür.yavaştan yavaştan anlatmaya başlanır..ben yine beceremem gömlek ütülemeyi fakat o sırada anlamışımdır işte bu işi halletmeyi.telefonu kapatışımla ütüye boyun eğeceğini düşünürüm asi gömleklerin,tabiki öyle olmaz ama ben öyle düşünürüm..

-Baba sen de yaşamışmıydın bunu..? 3 saniye sessizlik olur..Ah emekli öğretmen Necdet bey,neşeliyse ilkokul sıralarında baba ismi sorulduğunda necdet yerine nejdet yazmamdan başlar anlatmaya,aynısı olmazsa da benzerini hayli hayli yaşamıştır.

Büyümek garip..
İnsanın babası,kendisine sorulan sorulara."sen bilirsin oğlum" diye cevap veriyor,hemde hiç yorum katmadan..

Ben nerden bileyim baba..85metrekare evi toplayamıyorum daha..hayatım düzensiz değil,işler artık biraz daha tıkırında da.."sen bilirsin,biz sana karışmayalım halledersin sen.."deme bana..
diyemezsin babana..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...