3 Ocak 2011 Pazartesi

..Temiz yüzlü,iyi giyimli...

Daha önce bir şekilde haberlere de çıktım kenarından köşesinden,bık bık hakkında ne düşünüyorsunuz diyen hatun vasıtasıyla sokakta halka da seslendim.Ama bir köşe yazısında bahsedilmek hiç nasip olmamıştı..oldu..

Yılbaşı gecemi belki detaylarıyla daha daha sonra anlatırım.Lakin burada bilmeniz gereken şey gecemin bir kısmını Şişli etfal'de geçirdiğim..Arkadaşın arkadaşı kızımızın ismi Burcu.Bütün gece ders çalışmanın verdiği yorgunluktan saydıramıyorum şu an burada arkadaşa ama o son kadehi içmeyecekti be..

Nişantaşı güzeldi bu sene.Hatta önceki senelerden daha da güzeldi.saatler 12'ye yaklaştıkça da güzelleşti hani ama bu Burcu grubu alıp nişantaşı tıkıntının girişinde bilinçsizliğinden kitlediği için olmadı,yarım kaldı aslında..


E sonuçta hastane yolları gözüktü bizlere.hastanede de "Savaş abi" varmış..sonuç:::

(savaş ay'ın 2 ocak tarihli köşe yazısından alıntıdır -takvim gazetesi-)

Tam bu sırada bir başka taksi temiz yüzlü, iyi giyimli gençlerin kucağında inen bir genç kızı getiriyor. ODTÜ'lü kızlar, İstanbul Üniversiteli delikanlılarmış. Alkol şişedeki gibi durmayınca...

Hayır istanbul üniversiteli değil marmaralıyım ben.asıl marmara'dan adam çıkmaz...


(2 saat 15 dakika sonra "adli tıp" sınavım var)

10 Aralık 2010 Cuma

Rakı bana dokunmaz,beni bozan su...

--Garip,Harbiye sokakları gitgide geceleri daha fazla ıssızlaşıyor..Bu ıssızlaşma nicelik olarak değil,nitelik olarak..Herkes mi ayırdı acaba kendini sevdiğinden çiftler dönerdi taksimden (al işte yine kafiye yine kafiye)

--Geçenlerde,eskinin sex shop işletmecisi,şimdinin su tesisatçısı olan biriyle tanıştım.Enteresan detaylar öğrendim kendisinden..Vibratörün gelişi 3 dolarmış,satışı en azından 30 lira,bu işte para varmış...

--Cialis çılgın bir ilaçmış.piyasada pek orjinali bulunmasa da bunlar eskiden orj. satıyorlamış..Şaşırdım 36 saat deyince,kim 36 saat ereksiyon halinde kalmak ister ki,napıcan rekoramı koşucan..

--Telefonlarımızı aldık birbirimizden kaydettim "özgür(borucu)" diye...

--Alkolik ne zaman olunuyor acaba..o sınırı aştığımızda bir işaret çıkıyor mu sağ alt köşeden,bir uyarı..

--Sabah 4 e geliyor.Uyuyamıyorum.sigaram bitti izmarit içmeye başladım..iyi değilim bu aralar..

--Feci çeneye vurdum..californication izlemeyi bir müddet bırakmalıyım,Türk kızları buna hazır değil daha..

--Dünya rakı haftasıymış,bu pazar kutlama var,en son altın vuruşu İzmir'den misafirler geldiğinde yapmıştım:3 kişi 70 artı 70'lik ile,darısı bu pazara..

6 Aralık 2010 Pazartesi




Beşiktaş-Bursaspor maçı öncesi çıkan olaylar gündeme
"spor müsabakalarında şiddet ve düzensizliğin önlenmesine dair kanun"u taşıdı..

Öyleki çıkan olayların gerçek failleri (ki kanımca en büyük sorumluluk bursaspor taraftarına ait olmak üzere İstanbul Emniyeti,Beşiktaş futbol kulübü) konuşulmamaya dahi başlandı..Nedense her muhabbetin başı da sonu da kanuna geliyor..Bu işin psikolojik boyutu,taraftar gurupları nezdinde sosyolojik boyutu ön plana getirilmiyor..

Alttan çılgın gibi dersim olmasına rağmen yavaş yavaş "genç avukatlar rahatsız.." moduna girdim giriyorum..Aldım baktım 5149 sayılı kanunumuza hep aynı muhabbet,spor müsabakalarında şiddet ve düzensizliğe ilişkin fiiller sayılmış bu fiillerin önlenmesine dair sorumluluğun kime ait olduğu,bu gibi olayların vucud bulması halinde verilecek cezalar düzenlenmiş..Şüphesiz televizyonlarda görüş bildiren abilerimizin de dediği gibi yaptırımlar yetersiz..Seyircisiz oynama cezasının ne kadar yararlı olduğu tartışılır..Ki bahsi geçen kanunda en ağır yaptırım bu ve bunun gibi şeyler..başkan yardımcısının 400 bin liralık arabalara bindiği kulüplerimize 3bin lira "ağır para cezası" vermek ise bir o kadar komik..

Haydi duruma biraz farklı açıdan bakalım..Bana göre bakılması gereken pencereden..

"Burası Türkiye" biz burada kanunlar çıkartırız..Bazılarını askere gitmek istemeyen oğlumuz için,bazılarını daha fazla para kazanmak isteyen diğer oğlumuz için.Herneyse hepimiz artık aynı cemaatin oğullarıyız zaten konuyu uzatmanın anlamı yok..Bazen halk için de çalışırız..Aslına bakılırsa çok önemli konularda hiç aslına bakmadan ..

İşin aslı mı : )
1600 kişilik taraftar gurubu Bursa'dan İstanbul'a yola çıkıyor..Gebze yakınlarında daha uzaktan Balıkesir'den gelen Beşiktaşlı taraftarlar ile karşılaşıyorlar.İlk olaylar daha burada başlıyor fail ise bursaspor taraftarı bunu Gebze olayları için kabul etmek lazım..Ardından bu kendinden emin topluluk İnönü stadına geliyor.Pek sevgili İstanbul polisi,Beşiktaş taraftarının maça giriş saatinde bursaspor taraftarını stada sokmaya kalkıyor..

20 kasım da Manisa'daydım.Manisaspor-Bursaspor maçında..Bursaspor taraftarı inanılmaz şova yönelik takımlarını maç boyu hiç susmadan destekleyen bir taraftar topluluğu.Bunun yanında "diğer takımlara göre" uysal Manisaspor'un tarzanlarını bile çileden çıkardılar.Belli ki şampiyonluk bu taraftarı çok fazla şımartmış..



Şımarık bursaspor taraftarının küfürlerine ve şiddet içeren fiillerine,kendi sahasında cevap vermeyecek bir taraftar tanımıyorum..Söz konusu Beşiktaş olduğu zaman şüphesiz durum daha da vahimleşiyor.Dün yaşanan olayları engelleyebilecek bir kanun hiç bir zaman varolmayacak...

.Bunun yanında iki taraftar grubunu aynı noktada,dolmabahçe ve stad arasında kalan o geniş alanda buluşturmayı beceren İstanbul'un güzide polislerine,Pembe bir saflıkla stada bursaspor taraftarını davet eden Beşiktaş yönetimine tebriklerimi iletiyorum..

24 Ekim 2010 Pazar

..BEŞİKTAŞ..

Bir gün gelecek nöbet tutacak başucumda mermer bir taş
Üzerinde tek bir cümle "sebebi de hasreti de BEŞİKTAŞ...."

gaz bi yana :)

Bembeyaz yaşamıyoruz,yada tamamen siyah..günahlarımız ve sevaplarımızla hangisi daha çoksa artık,ya beyaz bir fonun üstünde siyah kelimeleriz,ya siyah bir fonda beyaz kelimeler..Seviyoruz değil mi,şunu bunu ne bileyim trene binmeyi,güzel bir kızı,yakışıklı bir erkeği,sigarayı hatta lacivert monte carloyu..Hiç mi ters düşmüyoruz sevdiklerimizle.Hiç mi günah işlemiyoruz..

Beşiktaş-Porto maçındaydım..Hep bir ağızdan bağırdık:

sevdalı yüreklerde beyaz sürgünler
halayla, türkülerle sevdi bu kalpler
yıldızlar tutuştu siyah beyazla
marşlarımız ağlasın kartal aşkıyla..

Porto yendi bizi..yediğimiz her golde küfür ettik,hepsinde.Porto ya değil hem kendi takımımızın oyuncularına..Maç çıkışı herkesin yüzü asık..Bir fark var ama diğer takımlardan.Az da olsa bulundum fenevbahçe'ninde Galatasaray'ında maç çıkışlarında.özellikle kendi sahalarında aldıkları mağlubiyetlerde..Ordaki insanların uğraşı o sırada eve dönme telaşı oluyor.trafik zaten curcuna ,samiyende mecidiyeköy kalabalığı,saraçoğlunda kadıköy'e inme telaşı..Beşiktaş taraftarı için de aynı şey geçerli (kimse inönü'den evine ışınlanmıyor) ama sanki ikinci planda bu düşünce.ilk olarak Beşiktaşın mağlubiyetinin nedeni..yeni açık çıkışlarına neden mikrofon tutmazlar ki..

Bildiğimiz birşey var.Nasıl bir mağlubiyet alırsak alalım,ya siyahın üstündeki beyazız,ya beyazın üstündeki siyah..Bir sonraki maçta aynı heyecanla bağrılacak:

gücüne güç katmaya geldik
formanda ter olmaya geldik
beşiktaş seninle ölmeye geldik
beşiktaş...

Düğüm olmuş ipler kolay çözülmüyor.bir maç hatta rezil geçmiş bir sezon bile bu durumu değiştirmiyor Beşiktaş'da..Biz ne başkanımıza tapıyoruz,ne eski başarılarımızla gururlanıyoruz..Bizim başkanlarımız bir "büyük başkan" olamadı."Avrupa fatihi" olamadı bizim takımımız..Ama biz seviyoruz.Bunun ne demek olduğunu yaşamayan bilemez..Kopsanda,aylarca bir tek maçına bile gitmesen,stada ayak bastığın anda şarj oluyorsun...

barbaros meydanında dün gibi sevdan
derin bir nefes çektik abbas ağa'dan
bir umudum sensin anlıyor musun?
hayat yaşanmıyor ki senle olmadan..

Hah ademoğlu al bu marşı gönder sevgiline,kendine zanneder sevinir..Beşiktaş'a...


gücüne güç katmaya geldik-tıkla

sen benim her gece efkarım-tıkla


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...